|
Bilim ve Felsefe açısından VARLIK
Bilim ve Felsefe’nin varlığa bakış açıları şu noktalardan farklılaşır:
*Bilime göre varlık tartışmasız vardır.
Bilim varlığın var olduğunu ön kabul olarak benimser ve var kabul
ettiği varlıkla ilgili neden-sonuç ilişkileri kurar.
Felsefe varlığın var olup olmadığını da
tartışır. Nedenlerin nedenlerini de araştırır.
**Bilimler konularına göre varlığı
parçalara ayırarak , kendilerine özgü yöntemlerle inceler.
Felsefe,varlığı bütün halinde görür ve
bütün halinde incelemeye çalışır.Bunun içinse gerekirse tüm bilimlerin
sonuçlarını kullanarak genel kuramsal açıklamalar yapar.
Metafizik -Ontoloji
Metafizik; ispatlanması ve çürütülmesi mümkün olmayan sorunlarla
ilgilenir.
Ontoloji;Varlıkla ilgili sorunların tartışıldığı metafizik alanıdır.
Ontolojinin soruları şunlardır:
1-Varlık var mıdır?
2-Varlığın ana maddesi nedir?
3-Evren nasıl oluşmuştur?
4-Evrenin bir amacı var mıdır?
5-Varlıkta özgürlük var mıdır?
6-Ruh nedir?
7-Ruh ölümsüz müdür?
8-Ölüm nedir?
Tabiat(doğa)
filozofları varlığın ana maddesi (arkhe) nedir? Sorusuyla
ilgilenmişlerdir. Örneğin Thales; varlık arkesinin su olduğunu
söyleyerek ontolojiyle ilgilenen ilk filozof olmuştur.
Aristoteles varlığın ilk nedenlerini araştırarak metafiziğin
ilkelerini belirlemiştir. Aristoteles, evreni bir bütün olarak
kavramaya çalışmış ve bu çabasından da felsefenin bir disiplini olan
Metafizik-Ontoloji doğmuştur.
Ancak Ontolojiyi bir felsefe disiplinine dönüştüren
Cristian Wolf’tur.Wolf ontolojiyi;-
tanrının,ruhun ve dünyanın varlığını kanıtlamak isteyen bir alan
olarak- belirler.
Wolf’un ontoloji anlayışı deneysel
bilimlere dayanan Ampirizm ve Materyalizm tarafından eleştirilmiştir.
Kant’ a göre metafizik; bilginin
temellerini araştırmalı ve bilginin deneyden gelmeyen öğelerini
saptamalıdır.
Fichte.Schelling,Hegel gibi düşünürler
Kant’ın gözden düşürdüğü metafiziği tinsel(ruhsal) varlık anlayışı ile
yeniden günceleştirmiştir.
Günümüzde metafizik fenomenoloji, yeni ontoloji ve varoluşçuluk (existansiyalizm)
felsefeleri ile varlığını sürdürmektedir.
Fenomenoloji;Edmund Husserl ile
varlıkların arka planlarında bulunan ve kendi kendilerine varolan
özleri dile getirerek;
Yeni ontoloji;Nicolai Hartmann ile varlık
kategorileri oluşturup ontolojiyi deneysel temellerle,bilimsel
sonuçlarla bağdaştırmaya çalışarak
Existansiyalizm; Heidegger ve Sartre ile
varlığın temeline doğa bilimlerini koyanlara karşı çıkarak varlığı
Benin yaptığını söyleyerek ontolojiyle ilgilenmiştir.
Ontolojik problemler:
1-Varlığın var olup olmadığı problemi:
Varlığın var olup olmadığı ilk çağlardan bugüne ontolojinin tartıştığı
temel problemdir.Bu probleme genelde iki bakış açısıyla
yaklaşılmıştır.
a-Nihilizm(hiçcilik) :
Nihilizm’e göre hiçbir varlık gerçekten var değildir ve varlığı var
olan olarak kabul eden görüşlere karşı çıkar. Nihilizm hiçbir değer ve
kural tanımayan bir görüştür ve toplumda düzeni sağlayan tüm
otoriteleri reddeder.
Nihilizm
bu biçimiyle siyasal anlamda anarşizme temel oluşturur. Nihilizm’in
temsilcileri:
Gorgias;Ontoloji alanında nihilizmin ilk
temsilcileri ilk çağ sofist filozoflarından Gorgias’tır. Gorgias,”varlık
var mıdır?” sorusuna “yoktur” cevabını verir. Gorgias’a göre;”varlık
yoktur. Olsa bile bilinemez.Bilinse bile bildirilemez.”

Nietzsche; Toplumsal değer ve normları
tümüyle inkar ederek nihilizmin 19.yy.daki önemli temsilcisidir.
;
Taoizm: İl çağda çinde görülen taoizmdir.
Lao-Tse ‘nin kurduğu taoculuk gerçeğin tüm çeşitliliğine karşın “bir”(tao)
olduğunu ve bunun adının,biçiminin, maddesinin, görüntüsünün
olmadığını savunur. Aldatıcı olan dünya, varlıktan yoksundur.
b-Realizm (gerçekçilik):
Varlık vardır anlayışı realizmdir. Realizm varlığın insan bilincinin
dışında insan bilincinden bağımsız olarak var olduğunu savunur.
Realizme göre dış dünya bizden bağımsız olarak vardır. Var olan nesnel
olandır, duyu organları aracılığıyla algılanabilir olandır.
2-Varlığın ne olduğu problemi:
Varlığın ne olduğu sorusuna farklı cevaplar verilmiştir;.
a) Varlığı oluş olarak kabul edenler:
İlk çağ felsefesinde evrenin sürekli bir değişim, akış ve oluş halinde
olduğunu ileri süren ilk düşünür Herakleitos’dur.
O’na göre evrenin ana maddesi “ateş”tir.’ Ateşten oluşan her şey dönüp
dolaşıp ateşe dönecektir. Ateş yeniden her şeyi yaratacaktır. Evrende
her şey sürekli bir değişim OLUŞ içindedir ve durağan değildir. Doğa
gibi insanın kendisi de sürekli bir değişim içindedir.’
Herakleitos’a göre evrenin bu oluşuna karşıt güçlerin çatışması ve bu
çatışma sonunda ortaya çıkan uzlaşma(sentez) neden olur.Eğer bu
çatışma olmasaydı evrende nesneler de olmazdı.Örneğin;yaşam,dişi ile
erkekten gelir;otun yok olması,koyunun yaşamasını sağlar.Oluş
(canlı-cansız,iyi-kötü gibi) karşıtların çatışmasının bir
sonucudur.”değişmeyen tek şey değişme dir”Her değişme belli bir düzene
, yasaya göre olur. Bu yasa logos(akıl)dır.
Çağımızda varlığı oluş olarak gören filozof
Whitehead (viyted) dir. O’na göre her varlık var olabilmek için
başka bir varlığa muhtaçtır. Böylece evren bir canlı “oluş” olarak
varlığını sürdürür |