Anasayfa  Felsefe Nedir?  Felsefi Düşünce  Felsefe Tarihi  Felsefe Disiplinleri  Felsefe Sözlüğü



Anasayfa
Felsefe Nedir?
Felsefi Düşünce
Felsefe Tarihi
Felsefe Disiplinleri
Felsefe Sözlüğü
Felsefe Linkleri
İnternet Rehberi
Ziyaretçi Defteri
İletişim


Ziyaretçi Defterine Görüşlerinizi Yazın




Mail Gönderin

Felsefe Tarihinde Görüşlerinden En Çok Etkilendiğiniz Düşünür Kim?
(En az 1, en çok 5 seçenek işaretleyiniz)

Son Durum
Altyapı: Pollemik.com

17. YÜZYIL FİLOZOFLARI

BARUCH SPİNOZA

Spinoza sistemini kurmaya mutlak ve değişmez olarak en başta kabul ettiği Tanrı'dan başlar. Tanrı belli ve değişmez bir düzen verdiği tüm varolanları kendi özünden türetmiştir. Eğer Tanrı kavaramı bilinirse ondan türeyen tüm varlık alemi bilinebilir. Bu görüş ile yola çıkan Spinoza'nın kullandığı yöntem geometrik bir yöntemdir. Buradaki ilgi Tanrı'nın tek tek nesneler karşısındaki durumu ile uzayın geometrik şekiller karşısındaki durumu gibidir. Onun yönteminde geometride şekillerin, ve aralarındaki bağlar ile yasaların uzaydan türetilmesi gibi, her türlü bilgi Tanrı'dan türetilir. Nasıl uzay olmadan nesneler olmuyor ve anlaşılamıyorsa, Tanrı olmadan da varlıklar olmaz ve anlaşılamaz.Böylece evren zorunlu bir sistem oluyor ve Descartes felsefesindeki ruh ve madde arasındaki kopukluk giderilmiş oluyor.

Spinoza Tanrı'yı şöyle tanımlar; "Kendi kendisinde varolan, kendisiyle kavranan, kavramı başka bir şeyin kavramına bağlı olmayan". Tanrı meydana gelmemiştir, yok olmayacaktır, kendini bölemez, sınırlayamaz ve tek olandır. Onda Tanrı ve Doğa ayrı şeyler değildir çünkü doğa dediğimiz şey Tanrının bir görünüşünden başka birşey değildir. Ruh da böyledir. Tanrı herşeyin nedenidir ama şeylerin dışında ayrı bir varlığı yoktur.

İnsanlar ise Tanrı'nın sonsuz nitelikleri arasında sadece ruh ve maddeyi bilebilir. Bilebildiğimiz bu iki niteliğin dünyasının kendine has yapısı vardır. Birinden ötekini türetemeyiz ve birinden ötekini anlayamayız. Onları kendi içlerinde, yani ruh dünyasını düşünce ile maddi dünyayı ise yer kaplayan uzamı ile anlayabiliriz.

Evren zorunlu bağlantılar zincirinden ibarettir. Birşeyin varoluş nedeni başka birşeydir ve bu nedenler zinciri sonunda Tanrı'ya ulaşılır. Bu nedenle tek tek nesneler ancak Tanrı'yı anlayarak anlaşılabilir. Burada Malebranche ve Geulincx'inki gibi occasionallist bir düşünce var ama temel fark Tanrı'nın varolanların içinde olması onların özünü oluşturuyor olması, onlardan ayrı bir varoluşu olmaması anlayışıdır. Tanrı evreni yaratmamıştır, evrenin kendisidir.

Spinoza Tanrı'nın görünüşlerini (Modus) sonlu ve sonsuz olarak ikiye ayırmıştır. Sonsuz olanlar Tanrı'nın özünden doğrudan görünürler, sonlu olanlar ise bir başka görünüşü gerektirirler. Sonlu olanlar hep birbirlerini gerektirirler ve sayısızdırlar. Sonsuz olanlar ise sonlu olanların ortaya çıktıkları bir bağlantıdır. Sonlu görünüşlere örnek; Madde özelliğinde, Uzaydaki nesneler, ruh özelliğinde ise düşüncedir. Sonsuz görünüşlere örnek; Madde özelliğinde, hareket ve durgunluk, ruh özelliğinde ise psişik olaylardır.

Ancak maddi ve ruhi olan bu görünüşler arasında bir ilgi olmasa da tek bir Tanrıdan türemiş oldukları için bir paralellik vadır. Spinoza şöyle der; "Gerçek dünyanın düzeni ile ideal dünyanın düzeni birdirler". Maddi dünyadaki her görünüşün ruhi dünyada bir paraleli, bir karşılığı vardır. Bu iki görünüş aynı Tanrıyı paylaştıkları için birbirini etkiler. Yani maddi dünyadaki bir değişim ruhi dünyada da olur. Örneğin ruhunda pozitif bir gelişme olan insanda aynı pozitif etki vücudunda da meydana gelir

. Evrende var olan zorunluluk nedeniyle bir rastlantıdan söz edemeyiz. Bir duruma rastalantı dememiz aslında gerçek nedeni bilmeyişimizdendir. Madde görünüşündeki olaylar hareket ve durgunluk bakımından bir nedenler zinciri ile matematiksel zorunlulukla ortaya çıktığından Spinoza'nın evreni tamamen mekanist bir görünümdedir. Aynı durum ruh görünüşünde de geçerlidir ve tüm düşünceler, kararlar kendisinden önceki düşüncelere zorunlulukla bağlıdır. Sonuçta Spinoza istenç özgürlüğünü reddetmiştir.

Spinoza felsefe tarihindeki en içine kapalı ve tutarlı sistemlerden birini kurmuştur. Bu nedenle sonraları sistemini geliştirme çabasına pek girişilmemiştir hatta öğretisine Spinozacılık denilebilir. Üstelik Spinozacılığın değeri ölümünden yaklaşık yüz yıl gibi uzun bir zaman sonra felsefe dünyası tarafından anlaşılmıştır.

Hegel şöyle der; "Bir filozof olmak için önce Spinozacı olmalısınız, eğer Spinozacılığınız yoksa, hiçbir felsefeniz de yoktur".

 


17. YÜZYIL FELSEFESİ

İlkçağ Felsefesi Hellenistik Dönem Ortaçağ Felsefesi İslam Felsefesi Rönesans Felsefesi 18.YY Felsefesi 19.YY Felsefesi 20.YY Felsefesi


Felsefetarihi.net
Web'de Ara

17. YÜZYIL FİLOZOFLARI

Descartes 
Pascal
Hobbes
Geulincx
Malebranche
Spinoza
Leibniz

  Konuyla İlgili Kaynaklar, Açıklamalar, Kitap Fiyatları ve Satışı Hakkında Bilgi Almak İçin Aşağıdaki Kitap Linklerine Tıklayabilirsiniz  
Etika, Ethica
Spinoza

İDEA YAYINEVİ
 
Spinoza
Frederick Copleston

İDEA YAYINEVİ
 
Tartışılan Modernlik: Descartes ve Spinoza
Tülin Bumin

YAPI KREDİ YAYINLARI
 
Söylem, İnceleme, Monadoloji
 Leibniz, Spinoza, Descartes

İDEA YAYINEVİ
 
İbn Arabi ve Spinoza'da Varlık
Metin Yasa

ELİS YAYINLARI

,

 

     

 

Site Tasarım © Selçuk ARSLAN
2006