Milattan sonra 205-270 yılları
arasında yaşamış ve Platon'un metafiziğini, biraz daha farklı
bir versiyon içinde yeniden öne süren, ve öğretisi sayesinde,
Platon'un, Hellenistik çağda ve bu arada Ortaçağda, hem
Hıristiyan felsefesinde ve hem de İslam felsefesinde etkili
olmaya devam ettiği, ünlü Yunan filozofu.
Felsefesinde, Platon'un
Devlet'te yer alan İyi İdeasıyla ilgili görüşlerinden yola çıkan
Plotinos, Platon'un İyi İdeasını tanrılaştırmış ve varolan
herşeyi Tanrı'dan başlayan bir türüm ya da sudur süreciyle
açıklamıştır. O da, tıpkı Platon gibi, maddi dünyanın, sürekli
olarak değiştiği için, gerçek olamayacağını düşünür. Yalnızca
değişmeyen bir şey gerçekten var olabilir. Bundan dolayı, bu
değişmeyen gerçeklik, Platon'un da göstermiş olduğu gibi, maddi
dünyadan farklı ve ayrı olmalıdır. Bu varlık ise, Plotinos'a
göre, Tanrı'dır.
O Tanrı hakkında, Tanrı'nın bu
dünyadaki herşeyi aştığını söylemek dışında, hiçbir şey
söylenemeyeceğini iddia eder. Tanrı bu dünyayı aştığı, maddi
dünyanın ötesinde bulunduğu için, maddi, sonlu ve nihayet
bölünebilir olan bir varlık değildir. Madde, ruh ve zihinden her
biri değiştiği için, o ne madde, ne ruh, ne de zihindir.
Plotinos'a göre, Tanrı, insan zihninin düşünceleriyle
sınırlanamayacağından, insanın diliyle ifade edilemez.
Duyularımız da ona ulaşamaz. Plotinos için Tanrı'ya ulaşmanın
tek yolu, rasyonel akılyürütmeden ya da duyusal bir tecrübeden,
deneyden bağımsız olan mistik bir vecd hali içine girmektir.
Tanrı'nın bütünüyle saf ve
basit olduğunu, Tanrı'da kompleks hiçbir şey bulunmadığını
belirtmek, Tanrı'nın Mutlak
Birlik olduğuna işaret etmek
için, Plotinos Tanrı'dan Bir diye söz eder. Bir olan Varlık
olarak Tanrı tanımı, Tanrı'nın değişmediğini ve dolayısıyla
O'nun yaratılmamış ve bölünemez olduğunu gösterir. Zira Tanrı
değişse, bölünebilse ya da yaratılmış
olsa,
birliğini kaybeder. Plotinos'a göre, Tanrı bir olduğu
için, içinde yaşadığımız
duyusal dünyadaki şeyleri yaratmış olamaz. Çünkü yaratma bir
eylemdir ve her eylem
bir değişme halini zorunlu
kılar. Bundan dolayı, Tanrı aşkındır, O her türlü düşünce ve
varlığın ötesindedir. O'na ne öz, ne varlık, ne de yaşam
yüklenebilir. Çünkü bütün bu ayırım ya da yüklemler bir ikiliğe
yol açarlar. Öyleyse, Tanrı hakkında, yalnızca O'nun bir,
bölünemez, değişmez, ezeli ve ebedi olduğunu, varlığın ötesinde
bulunduğunu, kendi kendisiyle hep aynı kaldığını, O'nun için
geçmiş ya da gelecekten söz edilemeyeceğini söyleyebiliriz.
Plotinos, işte bu durumda dünyanın yaradılışını ve varoluşunu
açıklamak için, felsefe tarihinin ilk türüm öğretisini
geliştirmiştir.
Plotinus'da monist bir varlık anlayışı bulunur. Onun
felsefesinin ontolojik hiyerarşisinin ilkesi hem varlık, hem
İyilik ve de Uluhiyet olan Bir'dir. Herşey Bir'den südur (emanation)
eder. İlk olarak ruh (spirit), idealar dünyası olan nous südur
eder. Nous'un kendi kendine yönelişi ile ikilik (düalizm) ortaya
ve dolayısıyla da tin, nefs (soul) ortaya çıkar. Ancak bu nefs
tek tek fertlerin değil dünyanın nefsidir ve bireysel nefsleri
olduğu gibi tüm dünyayı da canlandırır. Ortaya çıkan nefsler (souls)
nous ile biçim aldıkları bedenin arasındaki bir konumda
bulunurlar. Bir'den en son südur eden şey maddedir. Madde
varlığın en düşük düzeyidir.