|
Alman filozof, devrimci,
ekonomist ve siyasetçidir. Üniversitede okuduğu dönemlerde ünlü
Alman düşünür Hegel'den etkilenmiştir ve genç Hegelciler akımının
içinde yer almıştır. Öğrencisi olduğu Hegelci öğretiyi keskin bir
eleştiri süzgecinden geçirmiştir. Diyalektik yöntemin yaratıcısı
sayılabilecek Hegel'in diyalektik yöntemi kullanış biçimini
eleştirmiştir. Marx'a göre Hegel'in öğretisi başaşağı duruyordu.
Çünkü Hegel'in öğretisinin temelinde idealizm vardı ve bu yüzden
tez-antitez-sentez sarmalında bilinç asıl öğe idi. Dr.
Karl Marx ise maddenin
bilinci belirlediğini ileri sürdüğünden, sarmalın ilk aşamasında
maddenin varolması gerektiğini, maddenin bilinci ortaya çıkardığını
savunuyordu. Hegel'in öğretisine materyalist bir eleştiri getirerek
Diyalektik Materyalizm gibi bir kavramın ortaya çıkmasında etkin bir
rol oynadı. Felsefede, Diyalektik Materyalizm akımının,
ekonomik-siyasi-felsefi bir sistem olarak da komünizmin
teorisyenlerindendir.
Marx'ın düşüncesinin
temelini klasik Alman felsefesi, Fransız sosyalist akımı ve
İngiltere'nin ekonomi-politiği oluşturmaktadır. Artı-değer teorisi
ile kapitalizmin sömürü sistemini bir belirsizlikten kurtarmış;
kapitalizmin eleştirisine bir bilimsellik kazandırmıştır. Bu nedenle
bilimsel sosyalizmin kurucuları arasında sayılır.
Günümüzde insanlığı en çok
etkileyen filozoflardan biridir. Düşüncelerinden dolayı ülkesinden
ayrılmak zorunda kalmış , belli bir süre Belçika ve Fransa'da
yaşamış ve oralardanda sürülerek İngiltere'nin Londra kentine
yerleşmek zorunda kalmıştır , oradada ölmüştür.En önemli eseri ''
Daskapital ( Kapital Sermaye )'' dir.
Marx'a göre gerçek var olan
maddedir , evren sürekli bir değişim içinde olan maddeden başka bir
şey değildir .
Ancak
, değişim evrimsel değil devrimseldir. Madde , sıçramalar ve
niteliksel dönüşümler biçiminde değiştiği için başlangıca geri
götürülemez. Var olan şey , maddenin değişmiş bir görüntüsüdür.Madde
, değişik fiziksel ve kimyasal süreci başlatmıştır .( cansız doğa ).
O da sıçrama ve niteliksel değişmelerle biyokimyasal ( canlı )
düzeye ulaşmıştır. Canlı değişerek tekrar değişerek bilinç kazanmış
,böylece zihinsel süreç başlamıştır ( insan ) .
Tarihi ve toplumu yaratan insandır
.Tarih , insanın doğayla verdiği mücadelenin bir öyküsüdür. Tarih ve
düşünce üretim ilişkilerinin bir sonucudur.İnsan etkin bir
varlıktır.Hem kendini hemde doğayı değiştirerek ona biçim
kazandırır.
Marx herşeyin temelinde maddeyi
görür. Ancak madde diyaletik bir değişim süreciyle diğer varlıklara
dönüşür.Hiç bir şey durağan değildirHerşey değişir , oluşur ve
birbaşka şeye dönüşmek üzere yok olur. İnsan etkin bir
varlıktır.doğayı ve kendini değiştirme gücüne sahiptir.Doğanın
edilgen ( pasif ) bir üyesi değildir.
Marx diyalektik yöntemi
geliştirirken Hegel'den etkilenmiştir. Hegel ,idealist bir
filozoftur. O , aklın ( idenin ) , kendine yabancılaşarak ,kendini
yadsıyarak doğa haline geldiğini , sonrada insan bilincinde kendine
döndüğünü söylüyordu. Hegelde , diyalektik aklın bir değişim
sürecidir. Oysa Marx , '' başının üzerinde duran '' diyalektiği
ayaklarının üzerine oturtuğunu söyleyerek diyalektik değişim
sürecini madde ile başlatır. Yani diyalektik ,Marx 'ta maddesel
temele oturur.Marx'a göre diyalektik hem doğanın hemde düşüncenin
gelişim yasasıdır.
Diyalektik maddecilik beş ilkeye
dayanır .
BÜTÜNSELLİK :Var olanların hepsi
birbiriyle ilintilidir.Herhangi bir nesne tek başına diğerlerinden
soyutlanamaz.
DEĞİŞME :Var olan herşey bir
durumdan başka bir duruma dönüşerek değişir.
NİCEL DEĞİŞMELERİN NİTEL
DEĞİŞMELERE DÖNÜŞMELERİ :Nicelik değişimleri belli ve yoğunluğa
ulaştıktan sonra bir nitelik değişimi gösterir ( Suyun 100 °C 'ye
kadar kaynatılınca sıvı halden buhar haline dönüşmesi gibi.)
ÇELİŞME :Değişim , karşıtların
çatışmasıdır.Her varlık zıddını kendi içinde taşır.Varlık kendisi
ile çelişir.Çelişme olmasaydı gelişme olmazdı.Tez kendi antiteziyle
çatışarak sentezde yeni bir varlığa dönüşür.Yeni varlık , öncekinden
daha yüksek bir düzeyde ve gelişmiş olarak ortaya çıkar. Diyaletiğe
göre değişme sürekli olarak başladığı noktaya dönme biçiminde
değilde helezonik ( sarmal ) bir şekilde gelişerek yükselmekte ve
ilerlemektedir.
AŞMA : Aşma , varlığın çelişme ve
olumsuzlanmalardan geçerek ilerleyişidir.
Toplumların en ilkel biçimlerinde
mülkiyet ortaktır. Ortaklaşa mülkiyet genellikle özel mülkiyete
doğru gelişmiş ve kapitalizmi doğurmuştur.Kapitalizm, kendi
çelişkilerini içinde toplayarak karşıtını yani SOSYALİZM'i ortaya
çıkarmıştır.
Marx , insan varlığını açıklarken
de felsefenin temeline ''yabancılaşma'' kavramını koyar. İnsan,
ürünleri ortaya koyarken birçok zenginlikler yaratır.Bu zenginlikler
onun karşısına para olarak dikilir.. Onu egemenliğine alır. O,
paranın oyuncağı haline gelir. İnsanın yarattığı nesneler , kendi
başına büyük bir dünya kurarak onu yönetmeye kalkarlar. İşte
insanın, bu durumun bilincine varması , yabancılaşmasıdır.Marx
materyalizmi diyalektik materlalizmdir Bu özelliğiyle mekanik
maddecilikten ayrılır ve onu reddeder.Mekanikçilere göre, herşey
maddeden meydana gelmiştir.Madde, doğada hep vardır. Değişim
maddenin hareketi ve yer değiştirmesidir. Tüm varlıklar, maddenin
mekaniksel yer değişmesiyle oluşur ; doğanın bir parçasıdır. İnsanda
doğanın edilgen bir ürünüdür.
19. Yüzyıl boyunca, en azından Kıta
Avrupası’ndaki en etkileyici düşünür Karl Marx’tı. Marx, kapitalizm
teorisinde insan toplumlarının gelişmelerinin tunç yasalarını
keşfettiğini ileri sürdü. Marx’ın teorisine göre, tarihi safhaların
birbiri
peşisıra akışı sürecinde, kapitalizmin yeri, kaçınılmaz olarak, önce
sosyalizm ve daha sonra tam-teşekküllü komünizm ve sınıfsız toplum
tarafından alınacaktı. Marx’la sosyalizm “bilimsel”-sonun peşinen
bilindiği ve sürecin akışını değiştirme teşebbüslerinin
başarısızlığa mahkûm olduğunu öngören bir fikirler yapısı- oldu.
Bütün sosyalist partiler Marx’ın
fikirlerinin etkisi altına girdi. Bugün dahi, Marksizm sol kanattaki
pekçok kimsenin düşünce yapısında önemli roller oynar. Başka bir
değişle Marx ölmemiştir. Marx ve izleyicileri insanlık tarihi
teorileriyle öylesine meşguldüler ki, kendi konumlarının sosyalizmin
etik bir sistem olma iddiasıyla bağdaşmazlığını kavramadılar. Eğer
tarih kaçınılmaz olarak sınıfsız topluma doğru akış halindeyse,
olayların gidişini değiştirmek veya hızlandırmak yolundaki bütün
teşebbüsler anlamsız-faydasız olacaktır. Marx’ın teorisindeki kimi
belirsizlik ve muğlaklılara rağmen, sosyalist filozoflar arasında
tartışılan tek konu bir devrimin mi yoksa genel oy hakkı tarafından
hızlandırılmış barışcıl gelişmenin mi tarihin sonuna ulaşmak için
gerekli ve yeterli olduğuydu. Bu mevzu etrafındaki tartışma, Avrupa
kıtasındaki sol siyasî hareketlerin bir tarafta komünist ve devrim
taraftarı bir kanada ve diğer tarafta toplumun meşru amacına
demokratik yollarla ulaşmanın lehinde olan sosyal demokrat gruba
bölünmesinin sebeplerinden birisidir.
Bunlara karşın görüşleriyle
insanlık tarihinin değişmesinde etkili olan en önemli düşünürlerden
biridir. |