Anasayfa  Felsefe Nedir?  Felsefi Düşünce  Felsefe Tarihi  Felsefe Disiplinleri  Felsefe Sözlüğü



Anasayfa
Felsefe Nedir?
Felsefi Düşünce
Felsefe Tarihi
Felsefe Disiplinleri
Felsefe Sözlüğü
Felsefe Linkleri
İnternet Rehberi
Ziyaretçi Defteri
İletişim


Ziyaretçi Defterine Görüşlerinizi Yazın




Mail Gönderin

Felsefe Tarihinde Görüşlerinden En Çok Etkilendiğiniz Düşünür Kim?
(En az 1, en çok 5 seçenek işaretleyiniz)

Son Durum
Altyapı: Pollemik.com

18. YÜZYIL FİLOZOFLARI

 IMMANUEL KANT

Batı dünyasının yetiştirdiği en büyük filozoflardan biri olan Kant, felsefesi ile kendisinden sonraki pek çok filozof için bir çıkış noktası, bir tartışma zemini olmuştur. Kant felsefesi, felsefe tarihi içinde başlıbaşına bir akımın, bir dönemin oluşmasına neden olmuştur.

Kant çok varlıklı olmayan bir ailenin oğludur. Dini ağırlıklı olmakla birlikte kilisenin katılığından uzak olan bir okulda eğitim gördükten sonra Königsberg Üniversitesine girdi. Üniversitedeki Felsefe ve Doğa Bilimleri eğitiminden sonra özel öğretmenliğe başladı. Kısa süre sonra da mezun olduğu Üniversitede ders verme hakkını kazanınca rahat çalışmak için gerekli bir yer sahibi oldu. Bu sırada Evrenin oluşumunu açıkladığı bir kitap yazdı.

Bu teorisi ve aynı sıralarda Kant'dan habersiz olarak benzer bir teori geliştirmiş olan Laplace'ın çalışması ile birlikte ünlü Kant-Laplace teorisi ortaya çıktı. Daha sonra bir tez ile Metafizik ve Mantık Ordinariüs'ü oldu. Bu tez ile kendi felsefesinin sinyallerini vermiş ancak yine de buraya kadar Leibniz felsefesi çevresindedir. Bundan sonra Kant onbir yıl boyunca çok titiz bir çalışma dönemi geçirmiş, kendi felsefesini olgunlaştırmış ve pek birşey yayınlamamıştır. Sonunda yeni bir felsefe çığırı açacak olan ve felsefesini temellendirdiği eserini yayınlamış. Bundan başka iki önemli eseri daha bulunan Kant'ın irili ufaklı pek çok yazısı bulunmasına rağmen bu üç eseri felsefesinin temelini oluşturur.

Kant çalışmasında "transcendental" yöntem adını verdiği bir yöntemi kullanır. Bu yöntem ile bilgiyi kendisi ve aklın sınırları içinde araştırır. Kant yargıları sınıflandırmıştır.

1. Analitik yargılar; Bir kavramı, cismi sadece açıklayan onda var olanı bildiren yargılardır.
2. Sentetik yargılar; Bize yeni birşeyler bildiren, kavramlarımızı başka kavramlarla birleştirmemizi sağlayan yargılardır.

Bunlardan başka yine iki sınıf yargı vardır.
1. A priori yargılar; Zorunlu, tümel geçerliliği olan ve deneylerle değişmeyen yargılardır.
2. A posteriori yargılar; Deneyler ile değişebilecek sallantılı ve güvenilmez yargılardır.

Kant bu sınıflandırmayı yaptıktan sonra hem sentetik hem de a priori olan yargılara ulaşmaya çalışmış ve çalışmasının sistemini bu yönde kurmuştur. Bu tür yargılar tanımlarından da anlaşılacağı üzere hem bilgimizi genişleten hem de deneyler ile değişmeyecek tümel geçer yargılardır. Bu tür yargılar matematik ve fizik gibi konularda bolca bulunabilir. Örneğin; Doğru, iki nokta arasında en kısa yoldur. Bu yargı deney ile değişmeyeceğine göre a priori ve iki nokta arasında en kısa yol olması "doğru" kavramının kendisinden çıkartılamayacağına, yeni bir şey söylendiğine göre sentetik bir yargıdır. Peki bu tür yargılar metafizik konularda da bulunabilir mi?

İşte Kant'ın bulmak istediği de budur. Metafizikte böyle yargılara ulaşmak demek metafiziğin bir bilim olabilmesi demektir, bilimsel bir yöntemi olması demektir, yoksa metafizik bir bilim olmaktan çıkar ve imkansızlaşır.

Kant'a kadar olan felsefede hep, cisimler üstüne kurulan bilginin, tasarımların cisimlerden edinildiği fikri hakimdi. Ancak Kant bu düşünceyi tersine çevirmiştir. Ona göre cisimler üstüne bir bilgi oluşabilmesi için deney ile oluşan a posteriori görüler ile deneyden bağımsız a priori kavramların birlşmesi gerekir. Yani deney ile bir bilgi oluşabilmesi için a priori olan kavramların deneye şekil vermesi onu biçimlendirmesi, bir form kazandırması gerekir. Eğer bu a priori kavramlar olmasaydı deney kavranamazdı. Aynı şekilde bir görü ile birleşmemiş kavramların da içleri boştur ve anlamsızdır.

Kant bu durumu şöyle özetlemiş; Görüsüz kavramlar boş, kavramsız görüler kördür. Böylece bilgi, cisimlerden ayrı olan Kant'ın kategoriler dediği a priori bir temel üzerine kurulmuş oluyor. Bu kategorilerden başka bir de doğa yasalarını tespit eden yargılar vardır. Bu yargılar sayesinde doğadaki cisimler arasındaki bağlantılar oluşturulur. Doğa cisimler ile aralarındaki bağlantılardan, yasaladan ibarettir.

Metafiziğin konusu ise idelerdir. İdeler, cisimler dünyasında bir karşılıkları olmayan salt akıl kavramları, metafizik objelerdir. Kant 'a göre akıl doğal yapısı gereği metafizik ideleri araştırmaya yatkındır. Ancak deneyin dışında çıkan akıl zorunlu olarak çelişmelere düşer. İşte bu nedenle Kant eğer metafizik ile uğraşılacaksa bunun bilimsel bir yöntemle yapılmasını doğru bulur.

Kant ahlak konusunda da a priori bilgiyi, tümel geçerliliği olan bir ahlakı arar. Ona göre doğa insanı bir ereğe göre yaratmıştır. Bu erek olsa olsa iyi istençtir. Çünkü insanın aklı vardır ve akıl insana cisimlerin üzerinde ayrı bir değer kazandırır ve ona ereğe bağlı bir ödev duygusu verir. İşte bu ödev duygusundan koşulsuz olarak çıkan eylemler iyi dir. Bunun yanında insan doğanın bir parçasıdır yani dağal eğilimleri vardır. Bu durumda insanın, eylemlerini gerçekleştirirken ödevi ve doğal eğilimleri arasında bir çatışma veya uyuşma olabilir, ancak bir uyuşma olması eylemi iyi yapmaz. Eylemi iyi yapan ikinci özellik ise eyleme sebep olan ilkedir. Eylem bir nesneye yönelmiş olabilir ama onu iyi yapan bu eyleme başlatan ilkedir.

Kant ahlak konusunda bu tür yasaları aramıştır. Ona göre iki tür ahlak yasası vardır.
Birinci tür yasalar bir koşula bağlıdır. Örneğin; Şöyle olmasını istiyorsan şöyle yap, gibi. Ancak bu tür yasalar tümel geçer özelliği taşımaz ve herkes için bağlayıcı olamaz.
İkinci tür yasalar ise kesin ve mutlak olarak emreder. Bu tür yasalar a priori olmayan deney dünyasındaki bir sonuç için veya içgüdüler İçin söylenemez çünkü zorunlu, tümel geçer ve koşulsuz olmak zorundadır. Bu tür yasanın birinci formülü "Genel bir yasa olmasını isteyebileceğin bir ilkeye göre eyle" 'dir. Bu formülle bu tür yasaların ne oldukları belli olmaz ancak bir çerçevesi çizilmiş olur. İkinci formül "İnsanlığı, kendinde ve başkalarında, hiçbir zaman bir araç olarak değil, hep bir erek olarak görecek gibi eyle" dir. Üçüncüsü "Özerklik (Autonomie) idesine göre eyle" dir. Burada aklın kendisini gerçekleştirebilmesi için özgür olması gerektiği ortaya çıkıyor ve akıl kendi yasasını kendisi koyabilirse özgür olur. Böylece Kant, insanın doğa yasaları dışında kendi yasalarına da bağlı olduğu sonucuna varıyor. Özgürlükde böylece mümkün olabiliyor.

Ona göre esteteik konusundada bir a priori vardır. Yani zevkler tartışılmaz değildir. Kant bunu dört önerme ile savunur.
1."Beğeni, bir obje üzerine, hiçbir karşılık gözetmeden hoşlanma ve hoşlanmama ile yargı verme yetisidir. Böyle bir hoşlanmanın konusuna da güzel deriz." Buradaki önemli nokta, hiçbir karşılık gözetmeme halidir. Estetik beğeni bir yargı vermedir ve hiçbir edimsel yanı yoktur. Böylece güzel, iyi ve yararlı olandan ayrılmış oluyor. Çünkü yararlı veya iyi olan bir şeye sahip olmak isteriz. Oysa güzel'in eylem ile bir ilgisi yoktur.
2. "Güzel, kavramsız bir şekilde, genel olarak hoşa giden şeydir." Güzel'i güzel yapan kavramsız olmasıdır. Eğer bir portre karşısında ben bu kişiyi tanıyorum gibi bir yargı verirsek bu esteteik bir yargı olmaz. Hoşa gitme de geneldir, çünkü burada bir a priori vardır. Böylece estetik yargı bilgiden, güzel'de doğrudan ayrılmış oluyor.
3. "Güzellik, objede bir ereğin bulunduğu tasarımı olmaksızın bir objenin ereğe uygun olmasının formudur." Burada anlatılmak istenilen objeyi güzel yapanın, obje oluşturulurken gözetilen erek değil onu algılayan bakımından ereğe uygun olma durumudur.
4. "Güzel, kavramsız olan zorunlu bir hoşlanmanın konusu diye bilinen şeydir." Böylece beğeni yargıları zorunlu oluyor.

Kant, siyaset felsefesinde cumhuriyet olarak betimlediği bir siyasi kurumu savunan güçlü bir tez oluşturmuştur. Günümüzde demokrasinin bir türü bu modele çok yaklaşmıştır. Cumhuriyet doğal devleti bir devlet içinde son erdirir, ama devletler arasında değil.

Kant ayrıca, sürdürülebilir barışın devletler, uluslar arasında sağlandığı bir dünyaya yönelik modeller de sunmuştur. Bu bir dünya cumhuriyeti değil, dostça ittifak, kozmopolit bir uluslar topluluğu olacaktır. (Birleşmiş Milletlerin Fikir babası Kant'tır) Bununla birlikte, sürdürülebilir barışa ancak, tüm devletlerin cumhuriyetçi olmasıyla erişilebileceğini kabul etmiştir. Öncelikle, her yerde doğal devletin yerine yurttaş devletinin geçmesi gereklidir. Birleşmiş Milletlere Kantçı bir kurum gözüyle bakıldığında, bunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Sadece bütün üyeler cumhuriyetçi, yani demokratik devletler olursa o gözle bakılabilir.

19.ncu yy.'da ortaya çıkan ve Alman idealizmi olarak bilinen dönem tamamen Kant'ın yol açtığı bir dönemdir. Önceleri pek anlaşılamayan Kant'ın kritik yöntemi felsefe için çok verimli bir kaynak olmuştur. O dönemin tüm Alman idealistleri Kant'ı çıkış noktası almışlar ve bir sisteme ulaşmaya çalışmışlardır. Ortaya çıkardığı sonuçlar nedeniyle Kant felsefesi tarihte özel bir yere sahiptir.


18. YÜZYIL FELSEFESİ

İlkçağ Felsefesi Hellenistik Dönem Ortaçağ Felsefesi İslam Felsefesi Rönesans Felsefesi 17.YY Felsefesi  19.YY Felsefesi 20.YY Felsefesi


Felsefetarihi.net
Web'de Ara

18. YÜZYIL FİLOZOFLARI
Locke
Berkeley
Hume
La Mettrie
Kant
Fichte
Schelling
Rousseau
Voltaire
Montesquieu
A.Smith
Condorcet
Hegel

 

Konuyla İlgili Kaynaklar, Açıklamalar, Kitap Fiyatları ve Satışı Hakkında Bilgi Almak İçin Aşağıdaki Kitap Linklerine Tıklayabilirsiniz.

Cogito Sayı: 41-42
Sonsuzluğun Sınırında: Immanuel Kant

Kolektif

YAPI KREDİ YAYINLARI - DERGİ
 
Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi
Immanuel Kant

TÜRKİYE FELSEFE KURUMU
 
Arı Usun Eleştirisi
Immanuel Kant

İDEA YAYINEVİ
 

Felsefe Tarihi
Sahakian

İDEA YAYINEVİ

,

 

Site Tasarım © Selçuk ARSLAN
2006