|
Bir
felsefe akımı olmaktan çok bir yöntem olarak tarif edilmesi yaygındır.
Fenomenoloji, her şeyden önce, fenomeni, yani dolaysız olarak verilmiş
olanı betimlemeye dayanan bir yöntemdir çünkü. Bunu nasıl yaptığı ya
da yapıp yapamadığı, yani yöntemin iddiasını geçerli kılmak bakımından
teorik düzlemdeki statüsü tartışılırdır. Öte yandan, fenomenoloji, bu
yöntem üzerinden kavramlar ve kategoriler geliştirerek özgün bir
felsefe akımı da meydana getirir.
20.yüzyıl felsefesinde ve kuramsal tartışmalarında etkili ve
belirleyici bir yere sahiptir Fenomenoloji. Heidegger'den Sartre'a,
Frankfurt Okulu'ndan Foucault'a ve Postmodern düşünürlere kadar pek
çok düşünür ve felsefe eğilimde etkisi görülür.
Nesneyi, en genel anlamda öznenin dış dünya ile kurduğu ilişkilerinde
algıladığı, deneyimlediği şey'ler olarak görmesiyle pozitivizm ve
ampirizm'le aynı noktada dursa da, temelde fenomonoloji bu iki felsefe
akımına karşı çıkar. Bu karşı çıkış en başta, tek tek nesnelerin ele
alınması konusunda ortaya çıkar. Tek tek nesneler, Fenomenolojiye
göre, belirli genel yasalara bağlı şeyler değil, varlıkları yalnız
raslantı kavramıyla açıklanabilir olan şeylerdir. Ayrıca, dolaysız
olarak verilmiş olanı betimlemeye dayalı bir yöntem olmasıyla ilkin
doğabilimini dışta bırakır ve böylece her iki teorik eğilimi yadsır.
Fenomenoloji, yaygın olarak kullanılan deyişle, öz'lerin araştırılması
konusudur. Cünkü, bütün sorunlar sonunda özlerin betimlenmesi sorununa
geri götürülebilir. Ancak, bu noktada ayrımı belirginleştirmek
gerekir; Fenomonoloji, öz’lerin bilimi degil, öz’ü görüleyen Bilinç’in
bilimidir aslında. Algının ya da bilincin özü'nün betimlenmesi sorunu,
fenomenolojinin konusudur.
Husserl'e gerçekliğin kendiliği diye bir şey olamaz. Çünkü, gerçeklik,
her zaman kendine yönelmiş bir Bilinç tarafından bilinen bir
gerçekliktir. Yani kendisine yönelen bilinc tarafından görülen,
algılanan ve bilincine varılan bir şeydir. Öyle ise, dünya
deneyimlerimizin tamamı, bilinç tarafından kurulmuştur, en somut
algılardan en soyut matematik formüllerine kadar. Bu nedenle
fenomenoloji, Bilinç'in sistematik incelemesini hedefler. Hareket
noktası olarak belli bir epistemolojiye dayanma düşüncesinden uzak
durur.
Böylece "fenomenoljik yöntem" denilen nokta öne çıkar. Buna göre, hem
bildiklerimiz hem de gerçeklik dışta bırakılarak, bilginin nasıl ve
hangi süreçlerde oluşturuldugu/oluştuğu anlaşılmaya çalışılır. Özgün
yöntemsel kategoriler geliştirir Fenomonoloji bu noktada. İki temel
kategorisi vardır bu yöntemin; „askıya alma“ ve „fenomenolojik
indirgeme“. |