|


Ziyaretçi Defterine Görüşlerinizi Yazın

Mail Gönderin
 |
EMPRİZM

Empirizm
bilgilerimizin duyu ve algılardan geldiğini,deneyden türediğini ve
aklımızda doğuştan gelen hiçbir bilgi,düşünce ve ilke bulunmadığını ileri
süren öğretidir.
Başlıca empristler John Locke ve David Hume’dur
|
John Locke(1632-1704): Emprizmin
kurcusu olan, bilginin kaynağında tecrübenin bulunduğunu söyleyen
İngiliz filozoftur.
O’na göre İnsan zihni dünyaya boş bir levha (tabula
rasa) olarak gelir. Duyular ve deneyler bu levhayı zamanla
doldurur. İki tür deneyden ya da bilginin iki tür kaynağından söz
edilebilir. Bunlar; dış deney ve İç deney
dir.
Dış deney; dış dünyadaki varlıklar duyu organları ile denenir.
İç deney;İnsanın kendi bilincinde ve ruhunda olup bitenlerin bilincine
varılır.
İnsana
bu iki kaynaktan basit ideler (algılar, tasavvur ya da tasarımlar)
gelir. İnsanlarda yalın ve bileşik tasavvur olmak üzere iki tür
tasavvur (idea) vardır. Yalın tasavvurlar, duyumlar ve ruhsal
olaylarla ilgili tasavvurlardır. İnsan zihninin pasif olduğu bu
tasavvurlar bilgilerimizin malzemelerini oluştururlar.
Örneğin; sıcak, soğuk gibi tasavvurlar yalın tasavvurlardır. Bileşik
tasavvurlar ise zihin tarafından üretilir.Zihin yalın tasavvurları
düzenleyerek, birleşik tasavvurlar haline getirir, böylece kompleks
düşüncelere ve bilgiye ulaşır. Bu da zihnin düşünme gücü ile olur. Bu
tür tasavvurların kazanılmasında zihin aktif halde bulunur.
Örneğin;soy,insanlık, gibi kavramlar bileşik tasavvurlardır.
J.Locke’a göre kompleks düşüncelerin dolayısıyla
bilginin meydana gelebilmesi için şu yetilere ihtiyaç vardır.
1-Zihne gerekli tasarımları sağlayan algı
2-Zihne giren tasarımları saklayan bellek
3-Tasarımları düşünceleri birbirinden açıkça ayırt etme yetisi
4-Birçok tasarım ve düşünceyi birbirleriyle karşılaştırma yetisi
5-Bir çok basit ideyi ve tasarımı birleştirme yetisi
6-Benzer düşüncelerdeki ortak öğeyi bulup çıkarmayı sağlayan soyutlama
yetisi.
Locke’a göre insan zihni dış dünyadan gelen malzemeyi bu yetileriyle
işleyerek bilgiyi sağlar.Bu bilgiler de üç çeşittir.
a-Sezgisel bilgi;Bu bilgiyle İnsan kendi
varlığının bilgisine sahip olur.Sağlam ve kesin bir bilgidir.
b-Duyusal bilgi;Bu bilgiyle dış dünyadaki
nesnelerin bilgisine sahip olunur.Kesin bir bilgi olamaz.
c-Tanıtlayıcı bilgi;Bu bilgiyle insanın
Tanrının var olduğunu kanıtlar.
Locke’a göre nesnelerde birincil nitelik (katılık,sıvılık) ve ikincil
nitelik(renk,koku) olmak üzere iki tür nitelik vardır.
Birincil nitelikler bağımsız olarak nesnede vardır.
İkincil nitelik algılayanın sonradan kazandırdığı
niteliklerdir. Algılayan bağlıdır tasavvurlardan oluşur.
David Hume (1711-1776):Bizim her
şeyi algı yoluyla bildiğimizi söyler.
Algı ise dikkati bir şeye yöneltmek suretiyle o şeyin bilincine varma
olarak tanımlanabilir. Ona göre algılar (zihnimizde bulunanlar) iki
şekilde ortaya çıkar;
1-İzlenimler: Zihinde bulunanların
temelinde,beş duyu yoluyla algıladıklarımız
vardır.Görürken,işitirken,severken ya da nefret ederken
hissetiklerimiz bu gruba girer.
2-İdeler (kavramlar ve düşünceler):Hume’a
göre algının sonucunda oluşmuş olan idelerde ve düşüncelerde belli
özellikler bulunduğu zaman,bunlar birbirleri ile birleştirilirler ve
sonuçta daha karmaşık düşünceler ortaya çıkar.
D.Hume’a
göre,düşüncelerimisin birbirleriyle birleştirilmesine yol açan
özellikler üç tanedir;
a-Benzerlik-bir resim bizi resmi yapan
konu hakkında düşünmeye sevk eder.
b-Süreklilik-Bir binadaki daireden söz
edilmesi bize başka daireleri düşündürür.
c-Neden-sonuç bağıntısı-Bir yara üzerinde
düşünme bize yaranın ardındaki acıyı hissettirir.
Bütün bilgilerimiz özellikle de bilimsel bilgiler bir
nedensellik ilkesine dayandıklarından
nedensellik bağıntısı önem taşır. Ancak nedensellik bilinemez ve
temellendirilemez sadece düşünülebilir.
Nedensellik ilkesini bilmenin ancak iki yolu olabilir; *ya deneyden
bağımsız olarak a priori (ön bilgi) olarak, *ya da doğadaki nedenlerle
sonuçları gözleyerek bilebiliriz.
O’na göre biz nedensellik ilkesini bir a priori bilgi (deneyden
bağımsız ön bilgi) olarak bilemeyiz. Çünkü her hangi bir nedeni ele
alırsak bu neden içerisinden sonucu çıkarmamız mümkün değildir.
Örneğin; sıcaklığın metalleri genleştirdiğini söylüyoruz. Hume’a göre
deneye baş vurmadan yalnızca sıcaklık kavramından hareket ederek
metallerin genleşmesi sonucuna varamayız. Bundan dolayı nedensellik
ilkesi hakkında bir a priori bilgimiz olamaz.
Öyleyse nedensellik düşüncesi deneye
dayanmalıdır, nedensellik düşüncesine karşılık gelen bir algı
izlenim bulunması gerekir. O’na göre biz nedenselliği algılayamıyoruz.
Ancak nedensellik tasavvurumuz aslında bir zihinsel alışkanlık ve
çağrışımdır.
Biz A olayından sonra B olayının geldiğini defalarca göre göre bizde
bir zihinsel alışkanlık oluşturur.Böylece her A olayı bizde B olayını
çağrıştırır. |
Filozoflarla ilgili geniş bilgiye felsefe tarihi
sayfamızdan ulaşabilirsiniz
Felsefe Disiplinleri
Bilgi Felsefesi



|
|