Anasayfa  Felsefe Nedir?  Felsefi Düşünce  Felsefe Tarihi  Felsefe Disiplinleri  Felsefe Sözlüğü




Anasayfa
Felsefe Nedir?
Felsefi Düşünce
Felsefe Tarihi
Felsefe Disiplinleri
Felsefe Sözlüğü
Felsefe Linkleri
İnternet Rehberi
Ziyaretçi Defteri
İletişim

 


Ziyaretçi Defterine Görüşlerinizi Yazın




Mail Gönderin
 

 
Felsefe Tarihinde Görüşlerinden En Çok Etkilendiğiniz Düşünür Kim?
(En az 1, en çok 5 seçenek işaretleyiniz)

Son Durum
Altyapı: Pollemik.com

İLKÇAĞ FİLOZOFLARI

DEMOKRİTOS VE ATOMCULAR

Atomcu okulun kurucusu Miletuslu Leukippos idi. Atomcu felsefe gerçekte Empedokles felsefesinin mantıksal gelişimidir.

Empedokles Parmenides’in varlığın yokluğa yokluğun varlığa geçişinin yadsınması ilkesini açık değişim olgusu ile uzlaştırmaya çalışmış, bu amaçla değişik oranlarda bir araya karışarak görgül nesneleri oluşturan dört öğeyi konutlamıştı. Bununla birlikte,kendi parçacıklar öğretisini gerçek anlamıyla işleyip geliştirmiyor, nede nitel ayrımları nicel açıklamasını mantıksal vargısına götürüyordu.

Empedokles’in felsefesi tüm nitel ayrımların özdeksel parçacıkların değişik kalıplarda düzeneksel bir bitiştirilmesi yoluyla açıklamasına doğru geçici bir evreyi oluşturuyordu. Dahası, Empedokles’in kuvvetleri - Sevgi ve Çekişme - birer eğriltilmeden başka bir şey değillerdi ve baştan sona düzenekçi bir felsefede ortadan kaldırılmaları gerekecekti. Düzenekçiliği tamamlamak için son adım Atomcular tarafından atılacaktı.  

Leukippos ve Demokritos’a göre göre sonsuz sayıda bölünmez birimler vardır ki, bunlara atom denmektedir. Bunlar algılanamazlar, çünkü duygular tarafından algılanmak için çok küçüktürler. Atomlar büyüklük ve şekilde ayrı ayrıdırlar, ama katılıktan yada içine - işlenemezlikten başka hiç bir nitelikleri yoktur. Sayıca sonsuzdurlar ve boşlukta devinirler. (Parmenides uzayın olgusallığını yadsımıştı.)

Pisagorcular ise onların birimlerini ayrı tutacak bir boşluğu kabul ediyorlar ama bunu Empedokles’in cisimsel olduğunu göstermiş olduğunu göstermiş olduğu atmosferik hava ile özleştiriyorlardı. Leukippos, bununla birlikte, uzayın aynı zamanda olgusal - olmayışını ve var oluşunu illeri sürüyor, ve olgusal - olmamadan cisimsel - olmamayı anlıyordu.

Bu konum ‘yok olan’ da tıpkı ‘var olan’ denli olgusaldır deyişiyle anlatılmaktadır. O zaman,uzay yada boşluk cisimsel değildir ama cisim denli olgusaldır.) Daha sonra ki Epikürcüler, belki de Aristoteles’in saltık ağırlık ve hafiflik düşüncesinden etkilenerek, atomların tümünün ağırlık kuvveti yoluyla boşlukta aşağıya doğru devindikleri görünüşünü savunuyorlardı.(Aristoteles öncellerinden hiç birinin bu kavramı savunmadıkları söylemektedir.) Öte yandan, Aetius kesinlikle belirtmektedir ki, Demokritos atomlara büyüklük ve şekil yüklemesine karşın ağırlık yüklemiyordu, ve Epikürüs ise atomların devimini açıklayabilmek için ağırlığı ekliyordu.

Cicero aynı şeyleri anlatmakta ve ayrıca belirtmektedir ki Demokritos’a göre boşlukta ‘bir’ üst yada ‘alt’ yada ‘orta’ yoktu. Eğer Demokritos’un düşüncesi buysa, o zaman hiç kuşkusuz bütünüyle haklıydı, çünkü saltık birüst yada alt yoktur;ama bu durumda atomların devimini nasıl tasarlıyordu?

De Anima’da Aristoteles Demokritos’a ruhun atomlarının devimleri ile, bir güneş ışınında bulunan ve hiç bir rüzgar olmadığı zaman bile her yönde oraya buraya atılan zerrecikler arasındaki bir karşılaştırmayı yüklemektedir. Olabilir ki bu ayrıca atomların kökensel devimine ilişkin Demokritoscu görüştü.

Bununla birlikte, atomların boşluk içindeki kömensel devrimleri hangi yönde olmuş olur olsun, belli bir zaman noktasında atomlar arasında çarpışmışlar oluyor, düzensiz şekilli olanlar birbirleriyle karışarak atom kümelerini oluşturuyorlardı. Bu yolda burgaç (Anaksagoras) kurulmaktadır,ve bir dünya oluşum sürecindedir. Anaksagoras’ın daha büyük cisimlerin özekten en uzağa sürüleceklerini düşünmüş olmasına karşın, Leukippos yanlışlıkla bir rüzgar yada su burgacında büyük cisimlerin özeğe yöneldiklerine inanarak karşıtını söylüyordu.

Boşluktaki devimin bir başka etkisi büyüklük ve şekilde benzer atomların bir araya gelmeleridir, tıpkı bir eleğin darı,buğday ve arpa tanelerini bir araya ayrılması, yada denizin dalgalarının uzun taşları uzunlar ve yuvarlakları yuvarlaklar ile bir araya yığması gibi. Dört ‘öğe’-ateş,hava,toprak ve su-bu yolda oluşmaktadırlar. Böylece boşlukta devinen sonsuz sayıda atom arasındaki çarpışmalardan sayısız dünya doğmaktadır.


İLKÇAĞ FELSEFESİ

Hellenistik Dönem Ortaçağ Felsefesi İslam Felsefesi Rönesans Felsefesi 17.YY Felsefesi 18.YY Felsefesi 19.YY Felsefesi 20.YY Felsefesi


Felsefetarihi.net
Web'de Ara

İLKÇAĞ FİLOZOFLARI

  Thales
  Anaximandros
  Aneximenes
  Pyhtagoras
  Herakleitos
  Parmenides
  Zenon
  Empedokles
  Anaksagoras
  Demokritos
  Sofistler
  Sokrates
  Platon
  Aristoteles


Konuyla İlgili Kaynaklar, Açıklamalar, Kitap Fiyatları ve Satışı Hakkında Bilgi Almak İçin Aşağıdaki Kitap Linklerine Tıklayabilirsiniz.

Demokritos ile Epikuros'un Doğa Felsefesi
Karl Marx

SOL  YAYINLARI
 
İlkçağ Felsefesi Tarihi
Ahmet Cevizci

ASA KİTABEVİ

İlkçağ Felsefe Tarihi 1
Sokrates Öncesi Yunan Felsefesi

Ahmet Arslan

İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ
 
İlkçağ Felsefesi Tarihi
William Keith Chambers Guthrie

GÜNDOĞAN YAYINLARI

     

 

Site Tasarım © Selçuk ARSLAN
2006