F. BACON

Bacon (1561-1626), bilimin önemini
ve insanlığın refahı yönünden vaadettiği olanakları ilk kavrayan
düşünürlerden birisidir. Onun asıl ilgisi bilimi anlamak, bilgi
edinmenin doğru ve etkili yolunu kesin bir biçimde bulup ortaya
çıkarmaktır. Çünkü ona göre, doğanın gizemlerini çözmek ve
kanunlarını keşfetmek insanlığın refahı ve ilerlemesi için
gereklidir.
Bacon'a göre, bugüne kadar insanın
doğa karşısında çaresiz ve zavallı bir duruma düşmesinin nedeni, ne
insan aklının yetersizliği ne de doğanın anlaşılamayacak kadar
karmaşık olmasıdır. Neden, yalnızca yanlış bir yöntemin
kullanılmasıdır.
Böylece yöntemin gerekliliğini ve
önemini belirledikten sonra Bacon, bunun nasıl oluşturulabileceği
üzerinde düşünmeye başlar. Bunun için de öncelikle insanların
yanlışa neden ve nasıl düştüklerinin gerekçelerini belirlemeye
yönelir.
Bacon'a göre, insanların yanlışa
düşmelerinin nedenleri şunlardır:
1. Üniversitelerde öğretimin
bozulmuş olması: Ona göre, bunun temelinde yatan neden skolastik
düşüncenin egemen olmasıdır. Çünkü bu düşünce insanların ilgilerini
doğaya değil, birkaç otoritenin kitabına yöneltmelerini istemekte,
başka bir deyişle doğanın bilgisini elde etmek yerine, bu eski
kitaplardaki bilgilere güvenmelerini öngörmektedir. Kullanılan
yöntem ise Aristoteles mantığıdır.
Gerçekten de, o dönemde
Aristoteles'in mutlak otoritesi egemendi ve özellikle fizik ve
mantık öğretileri hiçbir eleştiriye yer verilmeksizin olduğu gibi
kabul ediliyordu.
Bilim adamları ilgilendikleri
problemleri, gözlem ve deneye giderek değil, Aristoteles'e
başvurarak çözmeye çalışıyorlardı. İşte Bacon bu koşullar altında
doğaya ilişkin doğru ve güvenilir bilgi edinmenin olanaksız olduğunu
belirtir. Ona göre, bu zamana kadar uygulanmakta olan Aristoteles
mantığının bilinenleri tartışmakta fevkalade yararı olmasına karşın,
doğaya ilişkin yeni bilgi elde etmekte hiçbir yararı yoktur. Bu
nedenledir ki Bacon, Aristoteles'in mantık kitabı olan Organon
(Araç)'a karşılık, yeni bir mantık olan tümevarımsal mantığı konu
alan Yeni Organon'u (Yeni Araç) yazmıştır.
2. İnsan Aklı: Bacon'a göre,
insanların yanılmalarının nedenlerinden birisi de kendi aklıdır.
Çünkü insan aklı çabuk karar vermeye ve genellemeye düşkündür. Bir
konu üzerinde biraz durunca yorulur, gereken sabrı gösteremez ve
yanlışa düşebilir. Öyleyse doğru bilgi nasıl elde edilecektir? Bunun
için iki şey gereklidir.
1. Önyargılardan sıyrılmak.
2. Sağlam bir yöntem uygulamak.
Bacon'a göre, doğaya ilişkin doğru
bilgi elde etmek için algılarımızı kullanırız. Ancak algılarımız,
tıpkı hayalleri bozan aynalar gibi, doğayı olduğu biçimiyle
yansıtmaz. Çünkü insanlarda idoller, yani önyargılar vardır. Eğer
doğaya ilişkin doğru ve güvenilir bilgi edinmek isteniyorsa, insanın
bu idollerden kurtulması gerekir. Ancak bu, tek başına yeterli
değildir. Nasıl ki el, bir alet olmaksızın çok az şey yapma gücüne
sahipse, tıpkı bunun gibi akıl da araçsız, yani yöntemsiz
kullanıldığında güçsüz kalır. Oysa yöntem onu güçlü kılar. Bu yöntem
ise, algılardan genel kavramlara, kanunlara (form) ulaşma yoludur.
Böylece Bacon'ın, bilimin amacını
bu kanunları bulmak olarak gördüğü anlaşılmaktadır. O, bu kanunları
elde edebilmek için bazı levhalar oluşturmayı önerir. Örnek olarak
da ısının kanununun (formunun) bulunmasını alır:
1. Varlar levhası: Bu levhada
ısının algılandığı nesneler, hiçbir seçme yapılmaksızın sıralanır.
Örneğin, Güneş, alev, canlı vb. gibi.
2. Yoklar levhası: Burada söz
konusu olan, ısının algılanmadığı şeyleri sıralamak değil, ısı
algısının beklenip de algılanmadığı şeylerin sıralanmasıdır.
Örneğin, bir gök cismi olan Ay'da ısının algılanmaması gibi.
3. Karşılaştırma ve derecelendirme
levhası: Burada söz konusu edilen, sıcaklık veren bir varlığın hangi
durumlarda sıcaklığının arttığının saptanmasıdır.
Bunlardan sonra önceki üç levhaya
dayanılarak nelerin sıcaklık formu olamayacağı belirlenir ve bunlar
dışarı atılır. Bacon, bütün bu çalışmalar sonucunda ısının formunun
kendine özgü bir hareket olduğu sonucuna ulaşır. Örneğin canlılar
sıcaktır ve hareket edecek olurlarsa ısıları daha da artar. Aynı
şekilde alev hareket halindedir ve ısı verir. Ateş söndürülürse
alevin hareketi de durdurulmuş olur ve ısı biter. O halde ısının
kaynağı harekettir.
Görüldüğü üzere Bacon'in bu yöntemi
başarısızdır. Buna dayanılarak kanun yapılamaz. Çünkü modern bilim
in doğuş yüzyılında hala Aristotelesçi anlamda form düşünmekte ve
bilimin ne olduğu sorusuna açık bir yanıt vermemektedir...