Anaksimenes’e göre her şeyin temel
öğesi HAVA’dır. Hava yaşam ilkesidir.
Ruh nasıl bizi ayakta tutuyorsa,
hava da evreni canlı kılar, ayakta tutar (ruh
kavramı da böylece felsefeye katılmış olur, bu kavramı ilk kullanan
filozoftur)
Tabi ki tüm şeylerin havadan
geldiğini açıklamak çok zordur ve Anaksimenes bu konuda dahilik
göstermektedir; hava genişler (ya da seyrelirken) ateşe, sıkışınca
rüzgar, bulut, su, toprak ve taşa değişir. Ayrıca hava seyreldikçe
sıcaklığı artmakta ve ateşe yaklaşmaktadır. Sıkıştıkça soğumaktadır,
yani katı nesnelere dönüşmektedir
Arkhe
olarak aslında hava, buğu ya da sis anlamına gelen aer'i öne
sürmüştür. Aer, Anaksimenes'e göre, eşit olarak dağılım gösterdiği
haliyle, görünmez atmosfer olup, yoğunlaşarak buğu ve suya, daha
sonra da toprak ve taş benzeri katı maddelere dönüşür. Daha az yoğun
olduğu zamanlarda ise, daha sıcak hale gelip, ateş olur. Başka bir
deyişle, Anaksimenes'in felsefe alanındaki yeniliği, ilk kez olarak
birlikten çokluğa geçiş süreci üzerinde, varolan her şeyin havadan
nasıl varlığa geldiğini açaklama işinde yoğunlaşmış olmasıdır.
Buna
göre, Anaksimenes birlikten çokluğa geçiş sürecini açıklarken,
dudaklarımızı birbirine yaklaştırıp avucumuza üflediğimiz zaman,
ağzımızdan çıkan havanın soğuk, ağzımızı fazlaca açıp, avucumuza
üflediğimiz zaman da, ağzımızdan çıkan havanın sıcak olması
gözleminden yararlanarak, sıkışma ve seyrekleşme kavramlarına
başvurmuştur.
Yani,
Anaksimenes'e göre, hava seyrekleştiği zaman, ateş, sıkıştığı zaman
da rüzgar, bulut, su ve toprak haline gelebilir. Bu çerçeve içinde,
o, havanın seyrekleştiği zaman, daha sıcak hale geldiğini ve
böylelikle de ateş olma yoluna girdiğini, buna karşın sıkıştığı
zaman, daha soğuk olup katılaşma yoluna girdiğini düşünmüştür.
Anaksimenes'teki seyrekleşme ve sıkışma kavramları, birlikten
çokluğa geçiş sürecini açıklamaya yaradıktan başka, her tür niteliği
niceliğe indirgeme girişimini temsil eder.